|

BAVULUMDA YALNIZLIK VAR…
Etrafımızda çok sosyal görünen ve bir sürü arkadaşı, dostu hatta birden çok sevgilisi olduğunu düşündüğümüz ama aslında yapayalnız olan insanlar o kadar çoktur ki.
Can DÜNDAR’IN yalnızlık üzerine olan bir yazısından etkilenerek düşündüm biraz bu güzel pazar gününde ve ne kadar yalnız olduğumu bir kez daha anladım.
Mutlu bir olay yaşadığında paylaşamayan,
Derdini, sıkıntısını kimselere anlatamayan,
Yüreğinde fırtınalar eserken gülümsemeye çalışan,
Gece olupta yastığa koyduğunda başını hıçkırıklara boğularak ağlayan
Ve kimseye günaydın diyemeden yeni bir güne başlayan….
Evet, nedir yalnızlık ve yalnızlar neler hisseder ve nasıl bakarlar hayata.
Bence tüm insanlar bir gün yalnız kalacaklarını düşünmeli,
Kanmamalı etrafında kendisine sahte gülen yüzlere ve sahte dostlara,
Aldanmamalı süslü aşk sözlerine ve hazırlamalı kendisini ihanetlere,
Paranın hırsına kapılıp geçici ihtiras denizinde yüzmemeli,
Annesi,babası varken,annesiz babasız,
Çocuğu varken çocuksuz,
Dostları varken dostsuz,
Ve sevgilisi varken sevgilisiz kalabileceğini unutmamalı.
Bavulları hep toplu durmalı insanın...
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli...
İhanetlere, terk edilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... Günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık...
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla baş başa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...
"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...
Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kimse yok" denmeli, "... Belki de hiçbir zaman olmayacak..."
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...
Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...
Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı...
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı...
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli...
Hayatında hiç kimse yokken var gibi davranmamalı ve yaşamamalı
Kendisini yalnızlığa mahkûm eden aşkının ateşini söndürmeden,
Elleriyle boşlukta kendisine uzanan eli tutabilmeli ve
Sarmalı hummalı gecelerde rüyalarda gördüğü sevgilisini.
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...
Yollarla barışmalı...
Yalnızlığa alışmalı...
Alışmalı….
METİN YÜCEL
Yazarın Diğer Yazıları Yeni Haberler
Eski Haberler
|