|

Merhaba Gönül Dostlarım..
Uzun zamandır yazamaz oldum. Yüreğimden kalemime akanlar beni boğuyor. Yüreğimi aralamak çünkü benim için yazmak. Yüreğimde birikenler ise maalesef son dönem adına acı. Bir söz okumuştum bir yerlerde; “ağaç bile büyürken toprağa acı vererek büyürmüş…” Acı çekerek büyüyoruz ve hayat sürekli bizi sınıyor. Tıkandığım, bunaldığım ve yüreğimdeki zehri akıtmak istediğim bir dönemdeyim.
Artık yazmak var istemimde, yazmak ve paylaşmak… Kendi içime çekildiğim, sustuğum, susmak zorunda olduğum uzun bir dönemden sonra satır aralarında da olsa aktarabilmek istiyorum hissettiklerimi... Bu yeri geldiğinde hüzün, belki melankoli, belki içsel hesaplaşmalar olacak; bazen de coşku dolu yaşama sevinci… Kısacası, istediğim üç günlük hayattan geriye bir şeyler bırakmak!
Ben yazmak istiyorum; umarım sizde yazdıklarımı okumak istersiniz! J
UMUDA SARILMAK…
Yüreğim tükendi sanki son bir senedir. Ne yazabiliyorum ne de düşünebiliyor… Zamansız bir zamanın en acımasız yerinde, beni, ailesini ve tüm sevdiklerini terk edip ansızın ebediyete gittiğinden beri canım; sanki o hiç gitmemiş, her akşam aynı saatte yine evine gelecekmiş, gelmediğinde ise seyahatteymiş gibi kendimi kandırıyorum. İnanmıyorum, inanmak istemiyorum gidişine… Gözlerimde umut ışığı ile yürümeye, üstelik sürekli körükleyip canlandırdığım sonra apansızın kaybettiğim umudu çevreme dağıtmaya çalışıyorum. Tipik bir Polyanna’yım... Ya da içi kan ağlarken, yüzündeki sahte boyalarla dışı gülen ve etrafındakileri güldüren mahzun bir palyaço…
“İyiler erken gider” sözünü acı ve isyan eşliğinde çok derin yaşasam bile hayata dair umudumu kaybetmeyeceğim… Var oluş nedenime, ağız dolusu gururla adını söylediğim babama, canıma, verdiğim sözü tutup dik kalmaya devam edeceğim… İsyanı en derinden yaşarken en ihtiyacım olan şey biliyorum ki umut… Ne sahte teselli ambalajına sarılmış avuntulara, ne avuntu olsun diye söylenen ağdalı sözlere, ne son zamanlarda iyice gözüme batan dost geçinen ama kötü gününde sırtından vuran kalleşlere, ne sahte sevgilere ve de sevgililere, ne tükenen bir günde yer değiştiren duygulara dönüp de bir an olsun üzülmeyeceğim. Bakıp da göremeyen, özün yüreğin kıymetini bilmeyen, kötü gününde yanından çil yavrusu gibi dağılan insancıkların, etrafıma çizdiğim görünmez çemberin içinde yeri yok bundan böyle. O çemberin bendeki adı ise “iyiler içeri, kötüler dışarı…”
Yüreğimi daraltan, beni eksilten tüketen herkesten ve her şeyden uzak durmam lazım. Umudumu yeşil tutmam lazım benim ki, ihtiyacı olana ve sevdiklerime o umuttan verebileyim. Canımdan öğrendiğim ilk hayat dersi “Sevgi, dürüstlük ve iyilik” bu devirde halen değerse; bunun karşılığını yaşayıp yaşatabilmeliyim. Sadece bomboş bakıp duran değil; cidden bakmasını bilen, baktığını gören gözlere gereksinimim var bundan böyle. Hepi topu hepimiz gibi benim de aradığım kötü günlerde bir omuz, bir el bir yürekken, bunu kayıtsız şartsız sunanlara ihtiyacım var...
O hep baktı ve gördü… Çoğu zaman kelimelere ihtiyacı olmadan anlatabildi de bakıp gördüklerini... Dilerim orada huzur içindesindir babam ve sözümü tuttuğumu görebiliyorsundur. Sevdiklerini kaybeden tüm insanlara, paylaşabilmek ve de satır aralarındaki duyguları “BAKTIĞINI GÖREBİLEN İNSANLARA” aktarabilmek umuduyla…
Sevgilerimle
Sevgi ALKAN
Yazarın Diğer Yazıları Yeni Haberler
|