|
Küçüklüğümden kalan daha “yedi yaşındayken” unutamadığım bir anım vardı seninle Anne. Haıtrlar mısın,hani ben,abim ve babam tarlaya gidecektik.Abim kalkmıştı,sabahın erken saati olmasına ramen.Ben kalkmamıştım o gün.
Aslında birilerinin beni şımartmasını istemiştim, üzerime birileri eğilecekti ve benim gözlerim kapalı olacaktı, o esnada. Kafamın üzerine yorganı çekmiş.Senin seslenmeni bekliyordum. Daha sen seslenmeden, yani sesini duymadan(beni kaldırmaya geldiğini,kokundan anlayacak)mızmızlanacaktım.
O ne huzur verici koku, ne güzel,şefkatli elerdi kalkmam için bana dokunan.Sen yanımda değilsin şimdi anne, ama ellerin hala saçlarımda, bitlenmişmiyim diye bakıp; kızdırıyorsun.
Biliyor musun anne? (bildiğini biliyorum) sen gelmeden babam gelmişti. Beni kaldırmaya,bende babamın sesini duymamazlıktan gelmiştim;sadece senin beni uyandırmanı istemiştim(babam sen kokmuyordu annne).Ve sen anne tüm şefkatinle beni uyandırmak için geldiğinde, babam öfke dolu cümleler kurarak,sana bağırmıştı “hep sen şımartıyorsun bu şerfsizleri,çabuk kaldır o veledi; gelip almayayım seni, ayaklarımın altına” .
Sen aldırmamıştım o sözcüklere, yine aynı şefkatle beni uyandırmaya çalışmıştın.(şimdi bir kızım var anne, senin beni uyandırdığın gibi,onu uyandırıyorum) “Ve babam senin gösterdiğin şefkati üzerinde barındırmayan babam”, öfkelenmişti, söylediği büyük sözü yerine hemen gelmediğinden. “o söylenildiğinde, yapılmamasının insanın hayatına mal olacak söz(!) ve almıştı seni ayaklarının altına anne,mani olamamıştım buna,çok ağladım anne;babam sana vurmasın diye,ama güç yetiremedim “ne babama, ne de kendime” sonra sen kanlar içerisinde kalmıştın ve biz seni öğlece bırakıp tarlaya gitmiştik.
Akşam eve döndüğümüzde, senin olmadığını görmüş yine ağlamıştım “senin erkekler ağlamaz dediğini hatırlayıp, ruhsuz olmaya karar vermiştim.” Artık hiç bir babayı sevmeyecektim,kendimde bir babayken.
Yani anne ben daha şeref kelimesinin, ne anlama geldiğini bilmeden,senin dayak yemene vesile olduğum için, hayatımın en büyük şerfsizliğini yapmıştım.Şuan anladığım, sen o gün bir bebeğini kaybetmiştin. Bana çok kızdın mı anne?
Ben bu kadar vefasızken sen neden o kadar vafalıydın?Hatırlar mısın yine o kış ayağımı kırmıştım ve sen ,babamla yine benim için kavaga etmiş, beni sırtına almış, SINIKÇIYA götürmüştün. Babam neden gelmemişti o zaman anne?sen neden herşeye koşturuyordun?
Ayağım iyleşene kadar beni okula götürüp getirmiştin.Sen ne büyük anneydin öyle.Hatırlar mısın anne? sana karşı vefa borcumu ödemek istediğimden mi? yoksa sevgimi gösterebilmek için mi bilemiyorum.Sana anne sen,düyaların en güzel,en iyi veya bilemediğim ne kadar güzel hitaplar varsa sen onlar kadar,yüce ve sevgi dolusun derdim. Sen de bütün anneler böyledir derdin.Şimdi anneler öyle değil anne,çocuklarını sevmiyorlar,daha dün çöp kutusunda, cami avlusunda,kaldırımlarda çocuklar vardı.(Zehra bebek parkta, Ahmet bebek kaldırımda,Umut bebek cami avlusundaydı) Onlarıda sana getirsem, onlarada anne olur musun anne?
Artık anneler çocuklarını sevmiyor anne.Ben seni, senin beni sevdiğin kadar sevemesemde, seni,senin annenin, seni sevdiği kadar “seni seviyorum”. “ANNE”
Yazarın Diğer Yazıları Yeni Haberler
Eski Haberler
|