Burmazade Baklava

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

Birebir Eğitim Dershaneleri

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.


La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

 

Uzman

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

E-Bülten






Haber Manşetleri

Derya Magazin Derya Magazin - YAZARLAR Untitled Document
Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

Kimler Sitede

Çevrimiçi Üye Yok

İŞ İLANLARI

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
YAZARLAR
Karanlığın İiçinden Yükselen Çığlıklar PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 25 Şubat 2010

 Image

 

Karanlığın içinden yükselen arsız çığlıklar....emrediyor beynime anımsa diye...kulaklarımda çınlıyor sesin..

Biri geliyor, karanlığın ardından, sandığım sen iken, yalnızlık içinden çıka gelen, yalnızlığımın bedeli ben oluyorum....

Şehrin karanlık caddelerinde bir ay ışığında ilerlerken esen deli rüzgar adını fısıldıyor bana...ayağıma vuran yalancı ışık gölgeleri beni sana getiriyor yine bilinçsizce....bizim olan o caddede...tüten bacalarda bizi arıyorum..

Hani derdin ya 'dünyamızı'...

Bir rüyaydı ki,sonu senle bitecek derken,şimdi yabancı kaldım hayallere..hatıralara...yalnızlığımın içinde ürperen bir ben kaldım,şimdi yabancı olduğum ama bir o kadarda yakından tanıdığım o rüyalara....hani çırpınmalar vardır bilir misin?...

Hani masumluğun en zayıf anları işte o caddede ilerlerken aniden sıçrayarak dudaklarımda adınla uyandığım...

Bilir misin? bilemezsin ki öle uzakta ,öle bilinçsizcesin..alnımdan akan her damla terde aslında senin damlan akıyorken sence geceler bunun bedelini ödeyebilir mi dersin..mantıkmış gülüyorum bazen..sana ve bana..hani bize belki de...

Dudaklarımızdan kalbe inen bir çığlıkla başlayan bir oyunun hangi sahnesinde kaldık şuan...hangi başroldeyiz yada kapanan hangi perdeden biz çıkacağız..bu oyunun başında olduğumuz gibi kapanan hangi sayfada açacağız defterin o beyaz denen sayfasını...yine hayallerde mi yoksa?içimdeki seni sence ,o güzel seni senle inkar edebilir miyim..asla...

Çünkü bir peri misali her yanımda varsın..

Acımı dindiren en güzel şey ise bu uçurumun ucunda sensiz olmam......Canımı acıtan en büyük şey ise seninle ama sensiz yaşıyor olmam..bu nasıl bir git geldir...?Ama unutma ki her git gelin altında bir gizli alt akıntı misali,ben sadece sana bendeki,yalnızlığımdaki gizli sana geliyorum..Boş versene...boş duvarlara yazıyorum adını...Nem kokan yastığımda arıyorum kokunu,şiirlere yazıyorum seni..bendeki,bendeki yalnızlığımdaki sana adıyorum aşkımı...

Seni aradığım hangi surette bir sen var ki..? Yada olabilir ki..? Bir yeni yaşında daha da gözlerine bakamadım...

 

  Aldığım her nefesin sonunda adını yazıyorum gökyüzüne biliyor musun? Ama nerden bileceksin ki... Sen en uzak, en parlak, en güzel bir yıldız... Sen değil misin ki o uzaktan hala içimi titreten, hala içimi ısıtan...

 

  Hıh..Gülüyorum bazen kendime,belki de acıyorum...her anımda yaşattığım sana...hani uyurdum ya o sıcacık koynunda,hani geceler isyan ederdi sana,BİZE!gülüşünle yeşeren mavi dünyamda hangi rüzgara açtın yelkenini?hani açtığın yelkenin sadece bir köşesine konan masum bir şeydim ben!Adını bulamadığım bir bendim işte o...bir bendim 'o'.hani sessizliğin içinde yankılanan bir bendim sahipsizce...

 

  Hadi hadi...bak yine geldim karanlığın rüzgarıyla rüyalarına.Bendim o sarılan sana,terini silen sıcacık koynuna sessizce sığınan bir ben!Bende ki yalnız bendim...Yine döndün sırtını bilinçsizce , ama bilir miydin ki o buğulu bendim....bilme bilmemelisin belki de...rüyalarda kalmalıyım..rüyalarımda büyümelisin yalnızlığımdaki tenimin eşi..ruhumun eşi...terli alnına bir buse kondurdum yine bu gece...üşüme ben yine örttüm üstünü...

Esen deli rüzgara söyledim adının her harfini..bulutlara yalvardım yine her zamanki gibi..,

Gökyüzü benle birlikte yine sana ağladı..ezberlediler her anı..yaşanmışlıkların ardında kalan masum bizi...

Ellerimin titrediği o anda bir kapı aralandı...ürktüm önce!hadi bebeğim..bil bak..yine sana aralanmış gecelerimin hakimiyeti...kırık bir pencere ardından dalmışım oysa yine sana bize hayallere...ve yine ürktüm ve sıçradım anladım ki yine hayallerimde kaldın.......hayallerde....

Şimdi hangi rüzgarın neresinde kalan soluk bir yaprağım...bir bilen var mı dersin ey deli dünya..bir bebeğin hangi çığlık sesi zayıf yüreğim..?hangi kırık kapıda muhtacım sıcak bir ele..?güldürmesene beni deli yüreğim hangi el ısıtır onun deli sıcaklığını..?

Hadi uyan uyan deli yüreğim! Bak sabah oluyor, gün doğuyor, onsuz bir güne daha, hazırmısın yine boş bir rüyaya?

Cevap mı...sensiz nefes alamayan ciğerim..her nefeste çıldırıyor zayıflığa..bize sana...gün batımında yine burada..

 

Yalnızlığa... Hoşçakal...

 

 

ARZU DİRİK

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
Birebir Eğitim Dershanesi PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 22 Ekim 2009

Image
Sözümüzde Durduk ! Program Dışı 5 Yılda 350 Bin Birebir Ücretsiz Ders Verdik !

Öğrencilerimizi düşünsel ve bilimsel yönlerden geliştirerek; öğrenmeyi öğrenmiş, bilginin değerini bilen,araştırmacı,sorgulayıcı fertler olarak bir üst eğitim öğretim kurumuna hazırlamak Birebir Eğitim Dershanesi'nin temel İlkesidir.Öğrencilerimizi düşünsel ve bilimsel yönlerden geliştirerek; öğrenmeyi öğrenmiş, bilginin değerini bilen,araştırmacı,sorgulayıcı fertler olarak bir üst eğitim öğretim kurumuna hazırlamak Birebir Eğitim Dershanesi'nin temel İlkesidir.

Öğrencinizin kalabalıklar arasında kaybolmasına izin vermeyin !

Her Seviyedeki Öğrenciye Uygun Eğitim Sistemleri
Öncelikle öğrencimizin seviyesi belirlenir.Seviyeye uygun eğitim öğretim programı oluşturulur.Uygun sınıf seçimi yapılır.Üç haftalık periyotlarla başarı değerlendirme sınavları uygulanır.

Başarıya Odaklı Eğitim Sistemi

-Ücretsiz Birebir Ders
-Branşında Uzman Bölüm Başkanı ve Yazar Öğretmen Kadrosu.
-Profosyonel Rehberlik
-Eğitim Koçluğu
-Öğrenciye Özel Döküman
-Bireysel Gelişim Teknikleri

YGS,LYS ve SBS'ye Birebir Uyumlu Denemeler

-Objektif ölçme ve değerlendirme.
-Öğrenci Seviyesine Uygun Döküman Çeşitliliği.

Her Öğrenci Özeldir.

-Ücretsiz Birebir Ders
-Yazar Öğretmen Kadrosu
-Zengin Döküman Desteği
-Bireye Özgü Ders Anlatımı
-Sınırsız Ek Ders ve Etüt
-Sınırsız Deneme
-Modern Ders Ortamı
-Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Ygs ve Lys'ye Hazırlık

Ygs ve Lys'nin ortaöğretimdeki bir öğrencinin en son ve en önemli sınavı olduğu açıktır.Liseden mezun olan bir bireyin bundan sonraki yaşantısı bu iki sınavda göstereceği performansa göre şekillenecektir.

Bu yıl ilk defa uygulanacak olan bu sistem ancak çok iyi organize olmuş ve eğitim sistemi çok iyi kurgulanmış tecrübeli bir eğitim kurumuyla aşılabilir.

Birebir Eğitim Dershanesi olarak tüm YGS ve LYS öğrencilerimize branşının en iyi öğretmenleri ders verecektir.Bununla birlikte ücretsiz birebir dersler,öğrenciye uygun döküman seçimi, yeterli deneme desteği ve profosyonel eğitim koçluğu ile öğrencinin başarısını garanti altına alacaktır.

Tecrübelerimiz bize bu sürecin hem öğrencilerimiz, hem de velilerimiz açısından zor geçeciğini gösteriyor.Ancak bu süreci hep birlikte başarıyla tamamlayacağız.

SBS Hazırlık

Liselere geçiş sınavlarında yapılan yeni düzenlemeler;6,7 ve 8. sınıflarda öğrenim gören öğrencilere ekstra bir çalışma yükü ortaya çıkarmıştır.Bu düzenlemeler hem öğrenci, hem veli ve hem de eğitim öğretim hizmetini yapan özel kurumlarda yeni anlayışların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Birebir Eğitim Dershanesi olarak, bu düzenlemelerde öğrencimizi en avantajlı duruma getirmek için "Yapılandırıcı ve geliştirici eğitim modelini" geliştirdik.

Bu Model ;

-Öğrenciyi öğrenme sürecinde en aktif  pozisyonda tutmayı,
-Öğrenilen bilginin kalıcı olmasını,
-Kavranan her bilginin doğru kullanılmasını ve test edilebilmesini amaçlar.

Doğaldır ki, bu üç aşamalı sürecin her kademesi objektif bir ölçme ve değerlendirme uzmanı tarafından titizlikle takip edilmelidir.

Enes UŞENGÜL

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
AŞKIMIZIN İSMİNİ " GÖRKEM " KOYACAKTIK ! PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 12 Ekim 2009

 Image

Sevgili Gönül Dostlarım !

Bir arkadaşımın gönderdiği canından çok sevdiği sevgilisini bir trafik kazasında kaybeden birinin gerçek hikayesini sizlerle paylaşıyorum.

 

Ilık rüzgârla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Âşık olmak günahsa ben bir günahkârım, pişman değilim tanrım…" diyordu yumuşak bir ses… Bir sızı saplandı ilk önce kalbime… Seni sen yanımdayken bile özleyen ben, artık biliyordum ki sen yoksun.

Sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… Sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgârın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… Yalnızdım… Mutsuzdum, sen yoktun… Ebediyen gitmiştin… Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. İki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım" derdin…

Yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni bir gün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana… Şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… Ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim...

Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani her şey çok güzel olacaktı. Hani birbirimizi terk etmeyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım?

 Kaza haberin geldiğinde inanamadım… Evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… Hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… Elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin…

Yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim... Ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… Saatlerce o odada kaldın… Çıktığın zaman komadaydın… Doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… Seni odana götürdüler… Neydi, neden o makineleri vücuduna bağlamışlardı. Sen yaşayacaktın… Beni bırakmayacaktın yemin etmiştin... Yavaşça elimi elinin üzerine koydum... Hiç kıpırdamıyordun…

Günlerce başucunda bekledim… Farkında bile değildin… Hep uyuyordun… Yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… Beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… Doğum günlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları…

Hani son doğum gününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… Ne kadar deliymişiz, ne kadar âşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. Kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… Çok sinirlendirdin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. Onu sana ben aldım atmak olmaz ki…

Hala uyanmadın… Bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok… Doktorların biri gidiyor biri geliyor… Söyledikleri hiçbir şeyi artık anlamıyorum... Bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma… Bisikletlerle yarış yaptığımız o gün… Hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik... Balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini “ GÖRKEM “  koyalım demiştik… Bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik…

Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. Aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… Ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… Dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… Kızar gibi yine baktın bana… "Tamam" dedim "Ağlamayacağım…" Gözlerime baktın buğulu… Hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin, "Birbirimizi terk etmeyecektik, hala daha da seni terk etmedim ama…" dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, "Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla "Şimdi" dercesine işaret ettin…

"Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… Yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı" dedin… Ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana… Gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… "Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yalnız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…

 Gözlerin yavaşça kapandı… Doktorlar koşup geldiler… Öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… Doktorlar seni götürdüler… artık sen yoktun, yalnızdım..

Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… Her gün mezarına geliyor ve senin üzerini örten toprağı öpüyorum ağlayarak.

Yürüdüğümüz yollarda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… Güllerini yatağımın yanından, resimlerini dolabımdan, sen yokken koklayarak seni andığım giysilerini çekmecelerden hiç çıkarmayacağım… Mavi kazağını yıkadım, temizledim… Yastığının üzerinde duruyor...

Hazan mevsimi, hüzün mevsimi… Aşk mevsimi… Ayrılık mevsimi… Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda.

"SANA RÜYA DIYEMEM, SENDEN UYANAMAM KI
NEREDE OLURSAN OL, SENINLEYIM BEN SANKI
BULUTLU GÜNEŞIMSIN, SEVGILIMSIN BENIMSIN
YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSIN KEDERIMSIN
SENINLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSIN
ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLIĞIM RUHUM SENSIN..."

"HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENINLE DOLU
HERŞEYDE SENIN IZIN, BU YOL AŞKININ YOLU
ALAMAZ BIN SEVGILI KALBIMDEKI YERINI
SANKI IÇIMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERI. "


Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. İyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Belki bir gün aşkım... Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına belki bu sefer başarır ve aşkımızın ismini “ GÖRKEM “ koyarız…  

 

 Birbirlerini bu hikayedeki gibi  tutkuyla ve aşkla seven hiç kimsenin bu acıyı yaşamaması dileğiyle ...

 

 

 

 

 

METİN YÜCEL

 

 

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
MASUMCA VE HALA BU YAŞA RAĞMEN ÇOCUKCA!. PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 12 Ekim 2009

 Image

 

BAZEN DENİZLERİ AŞAN BİR KÖPRÜ OLURSUN DA UFUKLARA; YİNE DE BİR SIZI, KÜÇÜCÜK BİR SIZI OLARAK KALIRSIN KAİNATIN ORTASINDA TEK BAŞINA !..

İçimde garip bir telaş, yüreğimde tuhaf bir hüzün var bugün... Ellerimi buldum diyeyim, gözlerim kayboluyor; gözlerimi anladım diyeyim sözlerim karışıyor... Kime kızıyorum, kime kırılıyorum, bilmiyorum!!!
Sus pus bilgisayarın başına oturdum, yazıyorum yine... Düşünüyorum niye yanımda değil, niye, niye, niye... Bazen de düşünüyorum her Şeyi, bir kişiye bağlayıp sevdadan deli divane olmak değil ki benimkisi, güzeli özlemek iyiyi sevmek aslında kimsenin bilmediği... Beni anlayacak mı bir gün, hiç bilmiyorum... Anlamayanları da bilmiyordu ki anlasın, o sadece küçük bir zaman diliminde kuşandığım sevdaydı, ben bilemedim bunu, belki de o biliyor, olmayacağını, olamayacakları, inadımın sonunun hayıra alamet olmadığını... Öfkem belki de ona değil, onsuz hayatın bana sunduğu sahnelere... O yok mu??? Yok!!! Zaten öyle biri de yok, demi??? Cevabım yok!!! Cevabım yok, yok, yok!!! Gelecekte olacak mı, olmayacak biliyorum!!!
Ama sevdanı öyle bir kuşanmışım ki üzerime, hayata karşı zırhım, insanlara karşı inadım, kötü ve çirkin olan herşeye karşı mücadelemi içimde sevdan dediğim kuşanmışğımla sağlıyorum!...
Sen bunu nerden bileceksin ki, zaten bilseydin de bilemezdin, anlayamazdın beni...
Sen benim vazgeçemediğim MASUM yanımsın!!!...
Belki de iki dünya bir araya gelse, beni dar ağacına götürseler vazgeçemediğim masum yanım... Bazen hayatın karanlığı ve zorlukları öyle yoruyor ki sana kaçıyorum ben de, yani masum yanıma... Kimi sevda diyor, kimi aşk, kimi özlem, kimi iyi olmuş, kimi güzel yazı...

AMA BİLMİYORLAR Kİ BEN MASUM YANIMLA KONUŞUYOR, ONU ÖZLÜYORUM!...
Belki de konuştuğum kendimim, bunu bile bilmiyorum...
Sen bilirsin, kimi sevsem yanlıştı... 'AŞK YANLIŞ SEVER ' demiştim ya tıpkı öyle...
Yokluğuna alıştım, en çok korktuğum da buydu, yokluğuna alışmak... Ama yokluğunda yaşadıklarıma hala alışamadım... Bir yokluk ancak bu kadar yokluk olabilirdi...

SEN BİLMİYORSUN AMA O YOKLUKLA GELEN KİMSELERDE YOK ARTIK HAYATIMDA,

KİMSEYİ İSTEMİYORUM ÇÜNKÜ...
Seni özlüyor muyum, özlüyorum, tıpkı çocukluğumda oynadığım sokakları özler gibi, tıpkı ağlayarak annemden pamuk şeker ister gibi....

MASUMCA VE HALA BU YAŞA RAĞMEN ÇOCUKCA!.

DERYA ORTA

 

 

 



 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
BAVULUMDA YALNIZLIK VAR... PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 25 Mayıs 2009

 Image

BAVULUMDA YALNIZLIK VAR…

 

 

Etrafımızda çok sosyal görünen ve bir sürü arkadaşı, dostu hatta birden çok sevgilisi olduğunu düşündüğümüz ama aslında yapayalnız olan insanlar o kadar çoktur ki.

 

Can DÜNDAR’IN yalnızlık üzerine olan bir yazısından etkilenerek düşündüm biraz bu güzel pazar gününde ve ne kadar yalnız olduğumu bir kez daha anladım.

 

Mutlu bir olay yaşadığında paylaşamayan,

Derdini, sıkıntısını kimselere anlatamayan,

Yüreğinde fırtınalar eserken gülümsemeye çalışan,

Gece olupta yastığa koyduğunda başını hıçkırıklara boğularak ağlayan

Ve kimseye günaydın diyemeden yeni bir güne başlayan….

 

Evet, nedir yalnızlık ve yalnızlar neler hisseder ve nasıl bakarlar hayata.

 

Bence tüm insanlar bir gün yalnız kalacaklarını düşünmeli,

Kanmamalı etrafında kendisine sahte gülen yüzlere ve sahte dostlara,

Aldanmamalı süslü aşk sözlerine ve hazırlamalı kendisini ihanetlere,

Paranın hırsına kapılıp geçici ihtiras denizinde yüzmemeli,

Annesi,babası varken,annesiz babasız,

Çocuğu varken çocuksuz,

Dostları varken dostsuz,

Ve sevgilisi varken sevgilisiz kalabileceğini unutmamalı.

Bavulları hep toplu durmalı insanın...

Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

İhanetlere, terk edilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

Yalnızlığa alışmalı...

 

Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... Günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık...

Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.

 

İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa...

Sokaklar dolusu ıssızlıkla baş başa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

 

"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

 

Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim­se yok" denmeli, "... Belki de hiçbir zaman olmaya­cak..."

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...

 

Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı...

Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözü pek olabilmeli...

Hayatında hiç kimse yokken var gibi davranmamalı ve yaşamamalı

Kendisini yalnızlığa mahkûm eden aşkının ateşini söndürmeden,

Elleriyle boşlukta kendisine uzanan eli tutabilmeli ve

Sarmalı hummalı gecelerde rüyalarda gördüğü sevgilisini.

Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...

Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

 

Yollarla barışmalı...

Yalnızlığa alışmalı...

Alışmalı….

 

 

 

METİN YÜCEL

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
HUKUK DEVLETİNDEN KORKU DEVLETİNE DOĞRU PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 20 Nisan 2009

Image

                                 KORKU DEVLETİ OLMA YOLUNDAKİ TÜRKİYE !

SON GÖZALTILARDAN SONRA ERGENEKON OPERASYONLARINA TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜRKEN VATANDAŞLAR ERGENEKONCU OLAN VE OLMAYAN DİYE GRUPLARA AYRILMAYA BAŞLADI.YILLARDIR ÜLKEMİZİ DİNAMİTLEYEN PKK ' NIN YAPAMADIĞINI BÖYLE GİDERSE HÜKÜMET VE YARGI ORGANLARI YAPACAK VE TÜRKİYE,ATATÜRK Ü SEVENLERLE SEVMEYENLERİN ÇATIŞMALARINA SAHNE OLACAK.

SOKAKLARDA ERGENEKONCU OLAN VE OLMAYANLARIN ÇATIŞMASINA RAMAK KALA HÜKÜMET TÜRKİYEYİ "BİR  HUKUK DEVLETİ DEĞİL KORKU DEVLETİ " YAPMA YOLUNDA .

Eli kanlı kiralık tetikçilerle,akli dengesinden şüphe duyulan sözüm ona gizli tanıklarıyla,kendi ilkelerine bile ihanet eden itirafçılarla ve sözüm ona devlete hizmet ettiğini savunan ama aslında toplumda isimleri MAFYA diye anılan yeraltı gruplarıyla aynı kefeye koyarak ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ suçlamasıyla tutuklanan ve gözaltına alınan isimlere bir bakın

 Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve ÇYDD Yönetim Kurulu Üyesi ve Van Şube Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Hamdi Gökhan Ecevit

Ömer Okyaltırık

Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı

Eski Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Ferit Bernay

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abbas Yurtkuran

Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr.Türkan Saylan.

Şimdi de tüm hayatını KKTC için harcayan Rauf DENKTAŞ sırada.Çok yakında onuda cezaevinde görürseniz hiç şaşırmayın.

ULU ÖNDER ATATÜRKÜN EMANETİ OLAN TÜRKİYEMİZİ ATAMIZIN BELİRTTİĞİ MUASSIR MEDENİYETLER SEVİYESİNE  ÇIKARMAK İÇİN GECELERİNİ GÜNDÜZLERİNE KATAN BU AYDINLARIMIZ,ŞİMDİ YUKARDA SAYDIĞIMIZ O PİSLİKLERLE AYNI YERDE TUTUKLULAR.GEREKÇE

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMAK VE DARBE YAPMAK.KARGALAR BİLE GÜLÜYOR BUNLARA.

 

         Adımız DERYA MAGAZİN.Ne hayallerimizi nede  TÜRKİYE sevgimizi kimseler sorgulayamaz ve vatan sevgimiz  DERYA'lara sığmaz.

         Ey siyasiler,ey yüksek yargı organları,generaller,büyük güçlü bürokratlar ve ülke gündemini etkileyen söz sahibi Rektörler. Ey devlet ve hükümet üzerinde etkili iş dünyası ve yine gündemi belirleyebilen ulusal medyamız. Ey benim cefakar kadersiz halkım,değerli gönül dostlarımız, değerli DERYA MAGAZİN ailesi ve ey büyük TÜRK MİLLETİ !!

        ''Özgürlük götürülmek istenen'' 3.dünya ülkeleri gibi bizde bir gün emperyalizmin ve Siyonizm’in çizmeleri altında ezilip zulüm görmek istemiyorsak milli birlik ve beraberliğimizi kaybetmemeli,birbirimize düşmeden siyasi ve ekonomik istikrarımızı korumalıyız.Dahası,dün sağ-sol,alevi-Sünni olarak bugün de laikçi-şeriatçı gibi sıfatlarla birbirimize düşürülüp Siyonist gizli servislerin ve bunların Türkiye’deki deki medya tik maşalarının entrikalarıyla oynanan oyunlardan ve tuzaklardan korunmalıyız.

 

       Kimse İslamiyet’i ve dindarlığı İran modeli bir şeriatla,Atatürkçülüğü ve onun muasır medeniyetler seviyesinde olmak anlamına gelen gerçek insan hak ve özgürlükleri,din ve vicdan özgürlüğü anlamına gelen çağdaş ilkelerini halkın inanış yaşayış ve eğitimini engelleme olarak kullanıp istismar etmemelidir.Ne yüce dinimiz siyasallaşıp siyasi rant kaynağı edilsin, ne de Atatürkçülük istismar edilerek laiklik ve dolayısıyla yargı ordu gibi kurumlar siyasallaştırılıp karşı tarafa dayatma ilkesi olarak kullanılsın.Kimse işine geldiği gibi kendi ideolojisi yönünde ''ilke'' diye tutturup işine gelmediği yerde de ''Demokrasinin gereği'' diye bukalemun gibi her türlü renge bürünmesin.

 

       Kendi egolarımızla siyasi hırs ve çıkarlarımız için değil, ülkemizin geleceği için birlik ve barış içinde çalışmalı ve farklı düşüncelere saygı duymalıyız.Gelişmiş çağdaş bir toplum ancak böyle tesis edilir.

 

        Hükümetler geçici TÜRKİYE ise kalıcıdır.

 

        Ey siyasiler yıllardır ülkemizi parçalamak için uğraşan ve binlerce askerimizi,polisimizi ve vatandaşımızı öldüren PKK Terör Örgütü kendi yapamadığını yapmayamı çalışıyorsunuz.Unutmayın ki seçmenleriniz size bu güzel vatana,TÜRKİYE’YE hizmet etmeniz için oy verdi. Unutmayın başka TÜRKİYE yok bu dünyada.

 

        DERYA gibi zenginliklere,DERYA gibi kültür hazinelerine  ve DERYA gibi bir tarihe sahip güzel TÜRKİYE’MİZE sahip çıkalım ve şunu hiç unutmayalım TÜRK’E TÜRK’TEN BAŞKA DOST VE VATAN YOK BU DÜNYADA”.

 

       DERYA LAR dolusu barış,mutluluk ve huzur dolu bir gelecek sizlerin olsun .

 

      Sevgi pınarıyla sulayıp büyüttüğümüz umut çiçeklerimiz hiç solmasın gönül DERYA'mızda. 

 

 

 

 

 

METİN YÜCEL….

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
KAHVENİN TADI PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 20 Nisan 2009

Image

                     GÜZEL BİR KAHVE İÇMEK İÇİN SÜSLÜ BARDAKLARA İHTİYAÇ YOKTUR

 

Kariyer yolunda ilerleyen bir grup yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler.
      Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.

       Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve   porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
      Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler:

Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için  en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.


   
 Şunu bir düşünün: Hayat kahvedir. İş, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayatı tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yaşadığımız hayatın kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de.
     Bazen sadece bardağa odaklanarak kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz. Kahvenizin tadına varın!
     En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.

      

      Basit yaşayın.
      Cömertçe sevin.
      Birbirinize derinden itina gösterin.

      Nazik olun ve gerisini hayata bırakın..

     

 

     DERYA ORTA

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
HANGİMİZ BİRER GERÇEK DOSTA SAHİBİZ ACABA PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Nisan 2009

Image

Eminim hepimizin dostları vardır.Yada dost bildiklerimiz.Dost bildiklerimiz gerçekten dostumuzmudur?

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
SEVGİ ALKAN PDF Yazdır E-posta
Cuma, 06 Mart 2009
Image

Demek şimdi GİTTİN…

 

 

O benim içimde yaşadığım med-cezirlerin sesiydi. Her gidenin ya da her gitme vakti gelip gitmek zorunda kalıp gittiğim sevgilinin ardından yaşadıklarımın sesli tasviriydi. Hiç yüksek sesle söylemezdin bunları geride kalana, sanki o söylerdi benim yerime…

 

“- Vakit tamam, seni terk ediyorum ama doymadım inan kanmadım sevgine…” gibi,    

 

“ - Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun…” gibi,

 

“ - Bir yer bulabilsem, bir yer seni hatırlatmayan…” gibi,

 

“ - El-ele büyüttük sevgiyi…” gibi,

 

“ - Bir film sahnesi gibi akar gider ayrılık… Neylersin!” gibi,

 

 

Dostlukların en güzel ve derin tasvirini, “Ah ulan Rıza” ile yaparken; aşk, ihanet ve de kaçınılmaz son olan ayrılıkların hüzünlü yansımalarını da o yaptı bana göre… Hepimizin hayatlarından, hepimizin yüreklerinden geçenleri o buğulu ve derin sesiyle aktardı bizlere.

 

Hayatımda çok özel ve derindi yeri. Sanki benimle yaşamış, ya da yaşarken paylaşmış gibi... Sanki ben anlatmışım da o sözlere dökmüş gibi… Bir şiir gecesi öncesinde tanışabilme ihtimalim varken, kendisi gelememişti fakat telefonda konuşma şansım olmuştu. Duyardım bilirdim mütevazı kişiliğini ve çok severdim buğulu sesi ile mavi derin gözlerini…

 

Çok üzdü sevenlerini ve tüm iyiler gibi erken gitti… Şiirleri artık öksüz, fakat hayatından hayatlarımıza yansıttığı çok güzel paylaşımlar bıraktı… Hüzünlü bir hayal gibi geçti hayatlarımızdan Yusuf Hayaloğlu.  Nur içinde uyu!

 

 Sevgiyle Kalın,

 

 Sevgi ALKAN

 

 

 

DEMEK ŞİMDİ GİDİYORSUN…

 

Demek şimdi gidiyorsun;
Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!
Demek şimdi gidiyorsun;
Kuşlarımız acıkacak,
Saksılarımız artık sulanmayacak!
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
Aynanın sahtekâr yüzüne,
- Oy benim yaralım -

 

Demek şimdi gidiyorsun;
Beni böyle toz gibi dağıtıp
Merdivenlerin dibine!

“Her şey tamam” diyorsun, git...
Beni viran bir şehir gibi terk et…
Haydi git!
Dışarısı ispiyon... Dışarısı ihanet…
Seni bir gören olmasın, Dikkat et!

Dostlukmuş... Ölüme yürümekmiş…
Üstüne titremekmiş... Vefaymış!
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı,
Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış...
Bana koymaz deyip,
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
- Oy benim yaralım -
Asıl sancı, uyandığında
Bütün odaları boş görünce koyarmış!

Gitmek istiyorsun, git...
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
Durma git!
Dışarısı dinamit… Dışarısı enkaz!
Şunu cebine koy,
Ne olur ne olmaz...

Eylül mağdurlarıydık,
Kimsemiz yoktu...
Yaralarımız aman vermiyordu canımıza…
Kimseye kıymamıştık oysa masumduk...
Rahatsız etmiyordu bizi bu yalancı tarih!
Yırtılan bir pankart gibi,
Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
- Oy benim yaralım -
En az bir karıncanın yüreği kadar,
Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

Artık bitti, diyorsun, git...
Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam!
Sorma git!
Dışarısı panik, dışarısı izdiham!
Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

Ne çok fire verdik üst-üste;
Ne çok arkadaş yitirdik
Bu tozlu yolculukta...
Kimliği tespit edilmemiş,
Ne çok ceset vurdu,
Zeytin güzeli akşamlarımıza!
Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
İçerden çürümüşüz meğerse!
- Oy benim yaralım -
Her gelen ölüm yazmış,
Her giden ayrılık işlemiş,
Bu talihsiz gergefimize...


 

 

Kendini arıyorsun, git!
Aptal bir hayat kur kendine,
İçinde beni barındırmayan…
Kalma, git!
Dışarısı barut, dışarısı gardiyan...
Yine bir tek ben olurum, sana parçalanan...

Demek şimdi gidiyorsun;
Sonunda bizi de çökertiyor
Bu kancık zelzele!
Demek şimdi gidiyorsun;
Yıkılan bir duvar gibi
Ömrüme devrile-devrile...
Demek mecburi istikametlerin,
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında;
- Oy benim yaralım… Maralım…
Demek şimdi gidiyorsun
Ve bana bir tek seçenek kalıyor:
Güle-güle... Güle-güle...
Beni öldürüyorsun, git!
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim…
Bakma, git!
Kafamı yumruklayıp,
Ardın sıra ağlarsam, namerdim...

 

                                                    Yusuf HAYALOĞLU 

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
BENİM YERİM SENİN YANIN,SEN GELMEZSEN BEN GELİRİM PDF Yazdır E-posta
Pazar, 01 Mart 2009

Image

CAN DÜNDAR ' DAN BİTMEYEN EVLİLİKLERLE İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ TESPİT VE ANEKDOTLAR.

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
ÇEKİRDEK MUTLAKA OLSUN ! PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 26 Şubat 2009

Image 

 

YALNIZ BİR KADININ GÜNLÜĞÜNDEN BİR SAYFA  !


Birinin kadını olmak istiyorum !
Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta!
Biraz korunmak, biraz şımarmak...
Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var!
Neden  mi ?
Herkesin eli tutulmaz,
herkesle film seyredilmez,
herkesle çekirdek çitlenmez,
herkesin kadını olunmaz da o yüzden!

İçinden gelmeli...
Hücrelerine kadar hissetmeli, dna'larına kadar bilmeli insan!
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz.
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze yıkılır bütün duvarlar, bir bakışa çözülür insan...

Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında!

Sabahları uyandığımda "günaydın sevgilim" mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum!

Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak...

Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi...

Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum!
O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun!

Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum "neredesin" diye, "Hımm kim aradı bakayım" diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun!

"Biliyo musun ne oldu?" ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. "Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş" falan desin bi de sonunda...

Şimdi ben istesem İstiklal caddesinde birinin elini tutup gezemem mi?
İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam?
Şimdi ben yalnız olmak istemesem, yalnız olur ve bunları da yazıyor olurmuydum?
Hiç sanmam!

Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var!
Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte.
Ben yapmam!
Bunu zaten bilirsin.
Kimin elini tutacağını yani.
Deneyerek bulmazsın.
Sadece bilirsin.
Bilmek!
Açıklaması yok.

Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim!
Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım!
Repliklerin bir anlamı yoksa,çekirdeğim yanımda bile olsa  kimseyle film seyretmeyeceğim.

Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak, biraz şımarmak...
Helede akşamları başımı dizlerine koyup film seyrederken ,
Çekirdek mutlaka olsun!

 

HANDE HAKGÖR

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 11 Toplam: 26

Giriş Formu

Güncem Bilgisayar

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

www.alucra.com

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.
Derya Magazin Derya Magazin - YAZARLAR

BAYAN PİKİ DİYORKİ

Çok Yakında Sizlerle...

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

Günlük Falınız

Koç Burcu Boğa Burcu Ikizler Burcu Yengeç Burcu
Aslan Burcu Başak Burcu Terazi Burcu Akrep Burcu
Yay Burcu Oğlak Burcu Kova Burcu Balık Burcu

EV İLANLARI

 

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

ARABA İLANLARI

 

Kim Nerden Giriyor... La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

Hava Durumu

 © Copyright 2009,Derya Magazin Bir DMG Kuruluşudur..

La librairie GD n'est pas activée sur votre serveur.

Site İstatistik

Bugün317
Dün256
Bu Hafta896
Bu Ay3240
Toplam311659